Ana Sayfa » Etkinlikler » Türkiyeyi Anlama Toplantıları
Almanya'nın önde gelen medya mesupları Türkiye'yi ziyaret etti
A | A    
04-12-2009

Almanyanın önde gelen medya mensuplarının Medialog Platformu ziyareti vesilesi ile yapılan Türkiye'yi anlama toplantısında Prof. Dr. Mehmet Altan, Ali Bulaç, Prof. Dr. Asaf Savaş Akat, Bejan Matur birer konuşma yaptılar.

Toplantıdan kısa notlar:

Prof. Dr. Mehmet Altan:

Eskiden Türkiye’yi elitler, İstanbullular, iyi dil bilen, iyi dans eden, kadınlarla iyi flört edenler yönetirdi. Halbuki şimdi bütün bunlardan bihaber, belki de dil bilmeyen, içki içmeyen kimselerin iktidara yürüdüğü yeni bir dönemdeyiz. Ama hâlâ elitler devletin vurucuları olarak ciddi bir gücü elinde tutuyor ama siyasi aparatlar halkın elinde. Bu kavganın giderek sertleştiği bir süreç yaşıyoruz. Halk egemenliğini isteyenlere tek parti olarak militarist sistemini olmasını isteyenlerin kavgasıdır. Ama burada demokratik yapıyı isteyen halkın şansı daha yüksektir. Bunu sadece halk istediği için değil dünyadaki konjonktür böyle gerektirdiği bu yöneliş gerekli. Çünkü ABD’de silahçı ve petrolcülerin yerini bilgisayarcılar alıyor. Üretilen bilgisayarı satmaları lazım. Obama da bu kesimi temsil ediyor ve Müslüman kökenli olması avantaj. Dünyada 1,6 milyar Müslüman var ve bunlar fakirler. Şimdi Türkiye üzerinden 1,6 milyar Müslüman’ın sisteme dahil edilmesi için önce kalkınmış bir demokratik rejime sahip ülkeler olabilecekleri mesajı verilmeye çalışılıyor.

 

Asaf Savaş Akad:

-         Türkiye’de iki tür ekonomi var; birincisi, büyük firmalar, ileri teknoloji üreten, teknolojik yenilikleri çok yakından takip eden, endüstrisi yüksek ve bu yönüyle de Yunanistan’dan önde olan bir ekonomi. İkinci kısım ekonomi ise, üretimi az, tarım toplumu ve kazancı da az olan kesin. Ayrıca özellikle bölgesel problemlerden dolayı üretim düzeyi düşük olan kesim.

-         Allah’ın lütfu olan bir petrol rezervimiz var ama işlemeyi bilmeyen bir toplum olduğumuzdan dışarıdan başkaları gelip petrolümüzü yönetiyor ve satıyor. Böylelikle petrol dünyaya dağılıyor.

-         İşler iyi giderken yeterince faydalanamıyoruz. Otomotiv, turizm dışında pek bir alanda kazancımız, ticaretimiz olmuyordu. Türkiye’nin çevresinde dost komşuları yoktu. Türkiye bir ada haline gelmişti bulunduğu yerde.

-         Küreselleşme en yüksek potansiyelini etnik ve kültürel çeşitliliği çok olan Türkiye üzerinde gösterdi.

-         Avrupa ülkeleri ise bu süreçten çok iyi faydalandılar, birlikte olmanın avantajlarından yararlandılar.

 

Gelen bir soru üzerinde Asaf Savaş Akad:

“AKP’nin girişimlerini iyiye gidiş olarak değerlendirmek istiyorum fakat istikrar çok önemli tabi.

Son 5 yılda %5’lik büyüme oranı çok anlamlıydı. “dedi.

 

ALİ BULAÇ:

Bu  beş zümre siyasetin yönetimin merkezinde yer alır. Merkezde dini olanlar Hristiyan, Müslüman Yahudi var, mezhepler Sünni, Alevi, Caferi var. Etnik olarak Türk, Kürt, Arap, Çerkez, Boşnak vs. milletler var. Şehirli ve köylü ayırımı var, işçi ve çalışan sınıfı ile orta sınıf var ve en güçlüsü de orta sınıftır.

Türkiye’yi İslam ülkelerinden ayıran da bu güçlü orta sınıftır. Orta sınıf milli gelirin %60’ına sahip. Püriten muhafazakar kesim devletin kaynaklarından yararlanmaz kendi kaynaklarını kendisi üretir. Sabancı Üniversitesi’nin yayınladığı araştırma sonuçlarını doğru buluyorum. Halkın %95’i Allah’ın varlığına inanıyor. Oldukça dindar olduğunu söyleyenler %39, fazlasıyla dindar %16, hiç dindar olmayan %2. Bu orta sınıf aynı zamanda küreselleşmeye ve Avrupa’ya açık sınıftır. Küresel kanunlara ve Avrupa uyum yasalarına adapte olabiliyor. Yani kendi dindarlığı ile Avrupa ve küreselleşme arasında çatışma görmüyor. AB’ye en yüksek destek buradan geliyor. En büyük çatışma da burada.

AB bizi değişime zorluyor. 1872’den beri bu vardı fakat halk bunu kabul etmiyordu. Osmanlı da değişimi kabul ediyor fakat oyalanıyordu. Fakat ilk defa tarihimizde toplumun dindar kesimi Avrupa ve değişime diyor, onaylıyor. Dolayısıyla devlet toplum ile Avrupa arasında sıkışmış durumda. Ana tezi de şu: Ben Müslümanlığımı koruyarak AB’ye üye olabilirim ve Türkiye’yi bu zeminde zenginleştirmek mümkün. İdari merkez ise Türkiye’yi algılamakta zorlanıyor. Bir tür anakronizm(zamanı şaşırma) yaşıyor. Siyasette Tayyip Erdoğan ve toplumsal hayatta Gülen’i öne çıkaran temelde ihtiyaç duyulan dinamikleri geliştirecek projeler üretiyor. Yani yönetim, toplum ve Avrupa arasında sıkışıyor.

 

BEJAN MATUR- Gazeteci-Yazar

“ AKP’yi vizyoner misyon olarak belirttiniz. Bu hükümet öncesinde de reform girişimleri olmuş ama halk hazır değildi diyorlar. AK Parti’ye bu adımları attıran nedir sizce?” sorusuna;

“Ak Parti tabandan gelen bir taşra hareketidir. Ekonomik karşılığını Anadolu kaplanlarında bulan siyasi yönü cumhuriyet dönemi hep halktan kopuk bir sistem hakimdi. Ak Parti’yi temsil eden değerlerin neredeyse tamamı bu halkın değerleri. Muhafazakarlığıyla barışık ama liberal gelişmeye yabancılarla ilişkiye inanıyor. Başbakan Chirac’la oturup vişne suyu içiyor ve bundan hiç kompleks duymuyor. Çünkü Osmanlı geçmişiyle gurur duyuyor. Müslümanım şarap içmem, geçmişimle duyuyorum. Kemalistlerdense kompleks duymayan yoktur. Çünkü her durumda şarabı Avrupalı’dan daha az anlayacağını bilir. Bu Kemalistlerle yeni yapıyı ayıran kritik nokta bu. Onlar Avrupalı olmak istiyorlardı şu an eşitler ama Avrupa karşısında güçlü bir benlikleri yok. Ama muhafazakarların yapısında kendi olan ve kendine güveni olan bir yapı var, gerçekliği var bir portre olarak. Şu anda Çankaya Köşkü’nde başörtülü bir hanım oturuyor. Bu da Anadolu’nun değeri ama bunlar dünya ile aralarında engel değil. Dinamik derken gerçeklik ve güveni kastediyorum. Bu güvenin gerçek bir demokrasi ile taçlanması lazım. Buna engel yok. Ben geleceğin Türkiye için çok iyi olacağını düşünüyorum.” ile yanıt verdi.

 

Alman medya grubu

1-  Dietmar Burkhardt (EKHN ´de) Kültürlerarası diyalog konularında Gazeteci
2-  Susanna Faust-Kallenberg  (Protestan) dinlerarası diyalog sorumlusu
3-  Dr. Helmut Kremers  (Zeitzeichen Dergisi) Şefredaktörü
4-  Irfan Ergi  (Milliyet Gazetesi) Redaktörü
5-  Meinhard Schmidt- Degenhard (Hessen Eyaleti Radyo TV) Politik Redaktör
6-  Prof. Dr. JoachimValentin  ( Frankfurt Eğitim ve Kültür Merkezi) Direktorü              
7-  Uta Rasche (Frankfurter Allgemeine) Gazetesi Redaktör
8-  Ulrich Pontes  (GEP Internet gazetesi) Şefredaktörü
9-  Lieselotte Wendl  (DPA ve DDP Alman haber ajanslarına haber hazırlayan PICA ajansı) redaktörü
10- Prof.Dr. Kjell Kallenberg  Isvec Gazeteciler Cemiyeti Ahlak Konseyi üyesi
11- Rafael Zukran (Alman  1. Televizyonu ARD) yapımcı
12- Wolfgang Weissgerber Protestan gazetesinde redaktör
13- Erhard Brunn Yazar, Türk Alman gazeteciler inisiyatifi organizatörü
14- Eyüp Besir (FID Diyalog derneği) başkanı
15- Dursun Celik (Zaman Avrupa) Haber Müdürü
16- Barbara Oertel  (Berlin Tageszeitung gazetesi) Redaktör

 


- 499 defa okundu

Kategorinin Diğer Yazıları
  • İkili Ziyaretler birbirimizi tanımak için bir fırsat
  • Adalet Bakanı Sadullah Ergin Türkiye'yi Anlama toplantısında gazetecilere konuştu:
  • Medialog Platform, Roni Marguiles'i Konuk Etti


  • Facebook'da Paylaş

    YORUMLAR

    YORUM YAZ

    * İsim ve e-mail belirtilmeyen yorumlar dikkate alınmayacaktır

    TAVSİYE ET
    Adınız & Soyadınız: E-posta Adresiniz:
     

    Lütfen "Almanya'nın önde gelen medya mesupları Türkiye'yi ziyaret etti" içeriğini tavsiye etmek istediğiniz arkaşlarınızın bilgilerini yazınız.

    Arkadaşınızın Adı Arkadaşınızın E-postası
    Arkadaşınızın Adı Arkadaşınızın E-postası
    Arkadaşınızın Adı Arkadaşınızın E-postası

    Duyurular
      İkili ilişkilede medya
      Kuzey Irak ve Türkiye medyası İstanbul'da bir araya geldi
      Köşe yazarları köşe yazarlığını tartışıyor
      Medyada Şiddet Paneli'nin ses kayıtları yayınlandı

    HABER ÜYELİĞİ
    Slideshow image
     
    Sık Kullanılanlara Ekle Tavsiye Et Site Haritası İletişim RSS
    Medialog Platform, Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı'nın Desteklediği Bir Oluşumdur