Bir gazetecinin Türkiye de AB karşıtılığı ile alakalı bir sorusu üzerine İbrahim Öztürk şunları söyledi; ‘Devleti Yöneten iradeler bugüne kadar çok kötü yönettiler. O kadar basit kalındı, o kadar çok kriz oldu ki sonunda Türk halkı adeta dayak yiye yiye, aç kala kala, darbe göre göre hepsi istemeden AB taraftarı oldu. İtiraf etmek gerekirse aşırı Avrupa sevgisinden değil içerden kaçma sevgisinde dolayı AB sürecine destek artmıştır.Son yıllarda AB sürecine destek yüzde seksenlere kadar çıkmıştı fakat Sarkozy ve Merkel olaylarından sonra bu oran yüzde ellilere kadar geriledi.’
Hüseyin Gülerce ise ‘bundan kırk yıl öncesinde halkın sadece yüzde yirmi beşlik kısmı AB sürecine destek veriyordu.1960’lı yıllarda muhafazakâr kesim serbest dolaşım hakkı olacak ve vatan topraklarının satın alınacak korkusundan sürece karşı çıkmıştı. Bugün genç ve dinamik bir nüfusumuz var ve öz güvene sahibiz. Demokratikleşme olarak en isabetli tercih AB üyeliğidir. Şuan ki destek yüzde atmış civarındadır. Tüsiad,Müsiad vb Türkiye nin en büyük dernekleri bu süreci desteklemektedir.Zaten desteklemeyen kesim açıktan karşı çıkamaktadır. Şeklinde cevap verdi.
Bir gazetecinin ‘‘Ergenekon davasını açıklar mısınız? Bu örgütlenmenin Kıbrıs a uzanmasını nasıl buluyorsunuz?’’ sorusu üzerine Hüseyin Gülerce; ‘Ergenekon davasını anlamak için en güzel örnek İtalya da yaşanan Gladio davasıdır.İtalya da ki davayı yürüten Felipe Casson yakın zamanda Türkiye ziyaretinde bulunmuştur ve burada bir konuşma yapmıştır.O konuşmaya göre Gladio davası 7 yıl sürmüştür. Abd ve İngiltere Nato üyesi ülkelerde devlet içinde kendini belli etmeyen yapılanmalar kurmuştur. Bu yapılar başlangıçta komünizm e karşı önlem olarak kurulsalar da ilerde mafya vb örgütlerle bağlantıya geçerek devletin kontrolünden çıkmıştır. Bu örgütler Yasadışı operasyonlar yapmışlar,cinayetler işlemişledir. Bütün mesele toplumu bir kargaşa ortamında tutup kontrolü elde tutmak isteme meselesidir.Tabi AB kurulacaksa bu tarz yapılanmalara izin verilemezdi ve onlar bu işi bitirdiler. Türkiye de bu işi bitirmek zorundadır. Demokrasi için en büyük tehdit devlet içindeki bu hukuk dışı yapıdır. Kıbrıs meselesi Türkiye’nin AB sürecinde önündeki en büyük engeldir. Bu bağlamda Ergenekon un Kıbrıs a uzanması şaşırtıcı değildir. KKTC de bu olayı başbakan takip etmekte ve önümüzdeki ay parlemento da bir komisyon kurarak bu davayı özel olarak ele alacaklar. Ergenekon kapsamında en yapılan göz altılarla kamuoyunda kutuplaşmalar meydana getirmiştir. Felipe Casson da Gladio davasında aynı sürecin yaşandığını belirtmiştir. Ama Türkiye bu süreçten geçmek zorundadır’ dedi.
- Toplam kaç kişi gözaltına alınmıştır şuana kadar? Bunların içinde asker var mı? Sorusu üzerine Sayın Gülerce; ‘en son dalga da kırk kişi toplamda ise yüz civarında gözaltı bulunmaktadır. Fakat bunlar tetikçi diye tabir edilen kısmıdır örgütün. Henüz beyin takımına ulaşılamamıştır. Bunların arasında iki tane orgeneral vardır şeklinde cevap verdi.
Medialog toplantısına katılan Belarus gazeteciler
1. Nina Romanova Sovetskaya Belarus (soviet Belarusu- Belarus bugün)/ Dış politika bölümü editörü
2. Sergey Mihoviç Respublika (cumhuriyet) gazetesi Genel yayın yönetmeni yardımcısı
3. Viçislav Hodosovskiy Belarus i Rınok (Belarus ve piyasa) Genel yayın yönetmeni
4. Natalya Aleynikova Perehohnıy Vozrast (geçiş dönemi) gazetesi Genel yayın yönetmeni yardımcısı
5. Viktor Aleşkeviç Veçernıy Minsk(Minsk Akşamı) gazetesi Genel yayın yönetmeni yardımcısı
6. Liliya Beletskaya Belarus Devlet Radyosu program sunucusu
7. Eduard Saydanov ONT Kanalı (2. devlet kanalı)haber analitik dairesi müdürü
8. Viktor Aleşkeviç BT Kanalı (1. devlet kanalı) seyyahın günlüğü programı yapımcı ve sunucusu
- 220 defa okundu